11 Aralık 2010 Cumartesi

Klişeleşmiş Deplasman Maceraları: NEWCASTLE 3-1 LIVERPOOL


Artık iyice su yüzeyine çıkmaya başladı deplasman fobimiz.Yavaş yavaş belli oluyor ki bu ligi Anfield'dan alabildiğimiz maksimum puanla bitirebileceğiz belki de bundan en fazla 10 puan fazla. 17.hafta itibariyle deplasmanda alınmış sadece 1 galibiyet var o da Bolton'a karşı zorla alınmış 3 puan. Bir de sevinmemiz gereken 2 beraberliğimiz var Birmingham ve Wigan gibi iki takıma karşı.Malesef bu seneki durum bu kadar vahim işte.

Maça gelince ilk yarı yine berbat bir oyun vardı sahada.Bu kötü oyunun sonucu erken sayılabilecek bir dakikada Nolan 1-0 öne geçirmeyi başardı Newcastle'ı.Kalan yarım saatlik bölümde sadece ilk yarının bitmesini bekledik, bunun dışında Torres hariç hiç bir çabalama, hareketlenme, hiç bir niyet yoktu gol için. 2.yarı başlamadan önce Roy'un soyunma odasında yapacaklarına güvenerek, inanarak bir 'belki' vardı içimizde. Aslında istatistikler bu 'belki'yi anında çürütüyordu.Çünkü ligin bu bölümüne kadar soyunma odasına mağlup gidip galip geldiğimiz hatta beraberliği kurtardığımız bile olmamıştı.

2. yarı başlar başlamaz o iç karartıcı istatistiği unutup, umutlandık tekrar.Golden önce golün geleceği apaçık belliydi. Kuyt attığında şaşırmadık hiç. Şaşırdığımız şey golden sonra gelen olgun ataklardan bir türlü gol çıkmamasıydı.Tabi o kadar yüklenmenin üstüne gol gelmeyince o meşhur klişe(söylemeyeceğim şimdi algıda bişeycilik yapıp anlayın siz) gerçekleşiyor ve mağlup duruma düşüyoruz derken Carroll skoru ilan ediyordu. 3-1.

Maç öncesinde bizi umutlandıran bir çok faktör vardı. Zaten bu yüzden üzülüyor değil miyiz. Yoksa alıştık artık deplasman galibiyetsizliğine. Maç öncesinde Newcastle'ın yeni hocası, taraftarların sevgilisi(!) Pardew'le ilk maçı olması hatta hemen hemen ilk günü olması biraz umut bırakıyordu içimize. Ama yine galip çıkan istatistikler oldu ve deplasman fobisi devam etti. Sırada Anfield'da mağlup olduğumuz Blackpool var. Bu sefer hem şeytanın bacağını kıracağız hem rövanşı alacağız. İnanıyoruz ya da sadece öyle istiyoruz..

Gökçeklerin Futbol Anlayışı ve Fenerbahçe

Ankaragücü yönetimi bilet fiyatlarını 135 TL olarak açıkladı.Evet evet Fenerbahçe'yi Ankara'da izlemenin bedeli tam 135 TL.Sadece stadyuma girmenin bedeli 135 TL...135...135...135...(mert aydın stayla:)) Tabi ki Fenerbahçe'nin bir maçını izlemek paha biçilemez mantığıyla eğer Ankara'da olsaydım yine son 3 sene yaptığım gibi ne pahasına olursa olsun paraya kıyıp girerdim yine o stada. Ankara'da kaldığım 3 sene boyunca hep yenildim Gökçeklere, gerek Ankaragücü gerek Ankaraspor maçları olsun bütçeye çok büyük zararlar verse de gittim. O zamanlar durum bu kadar vahim değildi hani 135 TL verme gafletine düşmemiştim.Bu durum gösteriyor ki Gökçekler doymuyor, gün geçtikçe daha fazla daha fazla artıyorlar bilet fiyatlarını. Aslında biliyorlardır onlarda Fenerbahçe taraftarını, tanımışlardır artık bizleri. Ne pahasına olursa olsun, tüm zor koşullara rağmen ne zaman yalnız bıraktık ki? Hep koşmadık mı çubuklunun arkasından?
Yıllar önce çıkmış bir Fenerbahçe albümü vardı.Hatta o zaman cd falan yoktu kasedini aldırmıştım babama yalvara yalvara. Oradan bi kaç mısrayla bitireyim sözlerimi..

****Yağmur, çamur demem her maçına gelirim, yollarına düşerim Fenerbahçem...

*Yağmurlarda, çamurlarda, İstanbul'da, deplasmanda. Senin için çektik cefa, hakkimiz bu mu kanarya ?

*Ne sinema, ne tiyatro, ne de İstanbul'da bir gece. En büyük eğlence Fenerbahce.