23 Mayıs 2011 Pazartesi

25 Nisan 2011 Pazartesi

Şampiyonluğa Geri Dönüş


Ligde son viraj dönülürken maçtan önce bizi ilgilendiren kısım tam istediğimiz gibi yerine gelmişti. Trabzonspor'un Eskişehir deplasmanında puan kaybı Pazar gününü daha coşkulu hala getirmişti. İzmir'de gerek maçtan önce gerek maçtan sonraki görüntü görülmeye değerdi. İzmir'e deplasman gözüyle bakılmaması gerektiği bir kez daha kanıtlandı bu görüntüyle.

Maçın özeline gelirsek, maç öncesi yapılan tahminlerde çok rahat bir galibiyet bekleniyordu Fenerbahçe'den. Aslında maç tıpkı bu tahmindeki gibi başladı. Fenerbahçe topa hakim olmakta sorun çekmiyordu. Oyunu tamamen rakip yarı alana yıkmaya çalışırken Bucaspor'un kalemize geldiği ilk pozisyonda golü bulması taraftarlarda ufak bir şok etkisi yarattı. Takım içinse aslında kötü de olmadı. Kendilerine gelmelerini, "nasılsa yeneriz biz bunları" gibi rakibi küçümseme hissinden biraz daha uzaklaştırdı takımı. Soğuk bir duş etkisi yarattı ki tam bu arada Alex'in pasında Emre'nin mükemmel golü geldi. Bu golden sonra artık toparlanırlar, kendilerine gelmişlerdir derken takım içindeki rehavet hala çok net gözüküyordu. Yapılan pas hataları ve Bucaspor'un rahatça pas yapmasına bir çözüm bulunamayışı 2. golün gelmesine de zemin hazırlıyordu. Bucaspor'de Fenerbahçe'nin bu isteğini kırmayarak 2. golü bularak bir kez daha öne geçmeyi başararak ilk yarı sonucunu tayin ediyordu.

2.yarı öncesi "2-1'den neden maç dönmesin"i düşünmeye başlamıştı Fenerbahçe taraftarı. Ancak bu devre de ilk yarının son yarım saatlik dönemi gibi aynen devam ediyordu. 11'de bir değişiklik olmadığı gibi oyun yapısı da kaldığı yerden devam ediyordu. Yapılan top kayıpları fazlasıyla can sıkmaya devam ediyordu ki Gökhan Gönül'ün yaptığı pas hatasında Bucaspor farkı 2'ye çıkarttığı gibi Fenerbahçe'nin şampiyonluk umudunu da düşüncelerden siliyordu neredeyse. Ancak bu golden 5 dakika sonra Gökhan'ın katkısıyla tam zamanında kazanılan penaltıyla Alex farkı 1'e indirerek umutları tekrar yeşertiyordu. Kaptan bu golden 3 dakika sonra tekrar ortaya çıkarak beraberliği yakalayarak İzmir tribünlerini sevinçten coşkuya boğuyordu.

Maçın 62. dakikasında beraberlik gelince Fenerbaçe taraftarı artık galibiyetten çok emindi. Stoch'un oyuna girdikten sonraki rakip yarı alanda bariz üstünlüğü sağlayan Fenerbahçe'de, Aykut Kocaman'dan çok riskli bir hamle daha geliyordu. Beraberliğin ardından Guiza'yı da oyuna alarak tüm kozlarını oynamış oluyordu Aykut Hoca. Maç öncesinde kulübeye bakınca "Guiza'ya muhtaç kalmayalım" demeyen Fenerbahçelinin hayal gücüne hayran kalırım. Ancak oyuna girdikten sonra Semih'in Alexvari pasında tek vuruşla topu ağlarla buluşturan Guiza şampiyonluğun kapılarını tekrar açıyordu Fenerbahçe için.

Bu golün ardından hemen akıllara 2007 yılında Deivid'in Trabzonspor'a karşı attığı golün gelmesi sadece hafızayı biraz yoklamayı gerektiriyordu. Yine İzmir Atatürk Stadı'nda 2-2 beraberliği sağlayarak o gün şampiyonluğu ilan ettiren golü buluyordu Deivid de Souza. Kim bilir Guiza'nın golünün de bu denli önemli olmadığını.

71. dakikada Guiza'nın attığı bu golden sonra maç skorbordu kolaçan etmekle geçiyordu benim için. Tam 3-1'den 4-3'e getirmişken skoru yenecek bir golü daha çıkarmak neredeyse imkansız olurdu. 1 gol daha bularak biz de artık rahatça bir maç izlemek istiyorduk. Ama yine bu isteğimiz yerinde gelmedi desek yeridir. Andre Santos'un golüyle sadece 2 dakika yaşadık rahatça maç izleme duygusunu.



5-3'le gelen Bucaspor galibiyeti büyük bir ders olmuştur umarım Fenerbahçe açısından. Yaşanan rehavetin nelere sonuç olabileceği açıkça ortaya çıkmış oldu. Artık tüm ciddiyetle çıkılarak kazanılacak 4 maç kaldı sadece şampiyonluk kupasını kaldırmaya.

8 Mart 2011 Salı

Dev Maç Öncesi:Wenger-Guardiola


Futboldan istenen nedir? Taraftar gözüyle bakarsak belki de kötü futbol olsun ama galibiyet olsun diyebiliriz. 1-0 alınan galibiyetler serisi sevindirebilir taraftar gözüyle bakanları. Futbol aşığı bakış açısıyla bakarsak hep bir güzel futbol beklentisi var. Hızlı, fazla duraksamadan oynanan bir oyun, sürekli topa sahip olma isteği içindeki takımlar zevk verir biz futbol dilencilerine. Pas, pas ve daha fazla pas. Ardından kazanılan gol veya göze hoş gelen kaçan pozisyon. Futbol orgazmı yaşamak isteriz her beklenen maçtan önce. Öyle bir futbol olsun ki bu topu takip ederken boyun felci geçirme tehlikesi atlatalım, gözlerimiz bir an sabit kalmasın aynı noktada, aldığımız zevkten yerimizde duramayalım hiç. Anlamsızca gülelim, ilk kez bir şey yapmışcasına şaşıralım.

İşte futbolda dünya üzerinde bize bunları yaşatabilecek nadir 2 takım karşı karşıya geliyor bugün. Arsene Wenger'in Arsenal'iyle total futbolun temsilcisi Barcelona. Bize izlettikleri her maçta bir kez daha ağzımızı açık bırakabilme özelliğine sahip 2 takım. Dünya'nın kederini 90 dakikada olsa bize unutturabilen 2 takım.

Futbolun verebileceği zevklerden maksimumuna yakınını veren bu 2 takımı aynı saha içinde bir kez daha izleme fırsatı var önümüzde. İlk maçta aslında ufak bir resital izletti her 2 takım da bize. İlk devre topa hakim olan ve üstünlüğü sağlayan Barcelona iken 2.yarı madalyonun ters yüzünü görüyorduk. 1-0 geriden gelen Arsenal muazzam bir oyun ortaya koyarak 2-1'lik galibiyetle geliyor Camp Nou'ya. Evet ilk maçta kendi evinde çok zorlanarak galip geldiğin bir takıma bu sefer deplasmana gidiyorsun. Savunma futbolu mu yaparsın Mourinho'nun Inter'nin yaptığı gibi? Maç boyunca kapanarak mı korumaya çalışırsın ilk maçta yakaladığın üstünlüğünü? Belki çoğu teknik adam bu yolla üstün gelmek ister. Ama Wenger'i onlardan keskin bir çizgiyle ayırmak gerekir. Taktiğinden taviz vermeyen teknik adam maçtan önce aynen şu açıklamaları yapıyordu:

“Daha çok koşmak zorundayız. İlk maça göre yeni isimlere ihtiyacımız olacak. bu takımın karakterinde, savunma ağırlıklı bir futbol yok. Topun kontrolünü sağladığımız her dakikada hücumu düşüneceğiz”.
İşte her ne olursa olsun göze hoş gelen futbol anlayışından taviz vermeyen bir Arsene Wenger.

Diğer taraftan aynı şekilde taktiğinden taviz vermeyen Pep Guardiola'da maçtan önce şu açıklamalara imza atıyordu:

"Bütün iyi oyuncuların oynamasını istiyorum. Böylece harika bir şov sergileyebiliriz. Umarım tam kadro sahaya çıkarlar; Van Persie, Nasri, Cesc. Song'un oynamasını istiyorum, çünkü mümkün olan en iyi Arsenal'le karşılaşmak istiyorum."
İlk maçta mağlup olmasına rağmen rövanşında en güçlü Arsenal ile karşılaşmak isteyen bir Guardiola.

İşte bu iki açıklama 2 takımın dünya üzerindeki yerini gösteriyor. Taktiğinden her ne olursa olsun taviz vermek istemeyen 2 teknik adama sahip 2 takım. Eksikleri yüzünden sahaya eksik çıkma riski bulunan bir takımla karşılaşma ihtimali üzerine karşısında en güçlü rakibi isteyen bir teknik adam...

Bu maçın özeline gelirsen 2 takımda da ciddi eksikler göze çarpıyor aslında. Barcelona tarafında Piqué, Puyol birlikteliği bozulacak diye üzülünürken ilk maç sonrası Piqué'nin cezası üstüne buna bir de Puyol'ın sakatlığı eklendi. Bu 2 ciddi eksik üzerine Pep'in ne gibi bir çözüm bulacağı merek konusu.
Arsenal tarafında ise Walcott, Song ve van Persie'nin sakatlıkları nedeniyle oynayıp oynayamayacağı hakkındaki soru işaretleri henüz netlik kazanmış değil.

Maç öncesi durumlar her ne olursa olsun böyle 2 takımın karşılaşması futbol aşıkları için sevgililer günü gibi bir gün. Dünya üzerinde daha fazla zevk alınabilecek maç sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek düzeyde. Taraftar gözüyle bakarsak gönlümüz Barca'nın yanında. Aslında pek de şüphem yok Barca'nın hak ettiği sonucu alamaması hakkında. Rakip kim olursa olsun kendine yakışan futbolu oynayan bir Barcelona'nın Dünya üzerinde yenmeyeceği değil farklı yenemeyeceği bir takım yok!


***Maç öncesi bunları -kaçak olarak da- yazma şansım olsa da canım ülkemde bu maçı izleme şansım yok ne yazık ki. İnternet başında link link koşarak varabileceğiz bu zevke.Link bulamazsak Papatyam'ı izleriz biz de(!) Sonuçta böyle bir maça rakip olarak maçın yayınlanmasına engel olan bir şey değil mi?

8 Şubat 2011 Salı

Ali Ece Twitter'a Dönsün Kampanyası


Ali Ece'siz bir twitter bunlardan herhangi biri; Johan Cruijff'suz Hollanda / Maradona'sız Messi'siz Arjantin / George Best'siz Kuzey İrlanda / Bill Shankly'siz, Gerarrd'sız Liverpool / Tito'suz Yugoslavya / Knut Hamsun'suz Norveç / Kenny Dalglish'siz İskoçya / Moda'sız Kadıköy / Cantona'sız Manchester United / Clint Eastwood'suz Sergio Leone'siz Western / MAF'sız Gordon Milne / Philip K. Dick'siz Bilimkurgu / Joe Strummer'sız The Clash / Kemal Sunal'sız Türk Sineması gibi bir şey. Biri olmasaydı diğeri olurdu ama tam olmazdı. Tam olmuyor da.

Ali Ece çıktan sonra twitter bunlardan herhangi biri; Cantona uçan tekme atıp ceza yedikten sonraki zevksiz Manchester United ya da ağzı burnu dağılan Simmons / başrol kahramanı yeni sözleşmeyi reddince devamı başka bir aktörle çekilen uyduruk devam filmi / Zeki Demirkubuz'un romantik komedi çekmesi / Lost'un dandik Finali (!) / Yaşar Duran'ın İngiltere'den yediği bir araba dolusu gol / Ömer Üründül, Erman Toroğlu ve hatta Reha Muhtar! / The Stone Roses'ın dağılması!

Abarttık mı, belki çok az. Twitter O olmadan da var, ama hep biraz eksik, hep daha suskun. Şu an twitter'a dönmesini istediğim tek bir insan var; o da Ali Ece. Muhabbetinden, sohbetinden bizi mahrum bırakmasın. Dönsün - seksolog Erman'a, "Çok, çok" Ömer'e, Gargamel ve çetesine, onları sevenlere inat; kaliteli spor insanlarına küfredenlere inat. Döner mi dönmez mi, o küfreden aşağılıklarla yine uğraşmak ister mi bilemiyorum. Empati kuruyorum, belki ben de onun yapacağı şeyi yapardım orası kesin. Ama bize ve bizim gibi düşünenlere düşen, çürük elmaların yanında sepette parlak elmaların da olduğu hatırlatmak. Onu bildiğine de eminim, o zaman ona olan sevgimizi bir daha göstermek bu gönlü geniş insana. Kendisini çok iyi anlamakla beraber, dönerse de seviniriz.

Not: İsteyen herkes, bu postu gerek twitter'da, gerekse kendi blogunda paylaşabilir. Hatta benim ricam paylaşmanız yönündedir. İsim falan vermenize gerek yok.

Bu yazı Siyahına Kırmızına,Klasik Futbol, Lappapa, Basit Oyna, 17 Mayıs 2000, ilk11, Kısa Pas, YSİ, Takım Ruhu, Bloglararası bağlantı, cimbomtürk bloglarıyla ortak yayınlanmıştır. Twitter'dan #aliecetwitteradonsun yazarak ve yazıyı paylaşarak destek olabilirsiniz.