25 Nisan 2011 Pazartesi

Şampiyonluğa Geri Dönüş


Ligde son viraj dönülürken maçtan önce bizi ilgilendiren kısım tam istediğimiz gibi yerine gelmişti. Trabzonspor'un Eskişehir deplasmanında puan kaybı Pazar gününü daha coşkulu hala getirmişti. İzmir'de gerek maçtan önce gerek maçtan sonraki görüntü görülmeye değerdi. İzmir'e deplasman gözüyle bakılmaması gerektiği bir kez daha kanıtlandı bu görüntüyle.

Maçın özeline gelirsek, maç öncesi yapılan tahminlerde çok rahat bir galibiyet bekleniyordu Fenerbahçe'den. Aslında maç tıpkı bu tahmindeki gibi başladı. Fenerbahçe topa hakim olmakta sorun çekmiyordu. Oyunu tamamen rakip yarı alana yıkmaya çalışırken Bucaspor'un kalemize geldiği ilk pozisyonda golü bulması taraftarlarda ufak bir şok etkisi yarattı. Takım içinse aslında kötü de olmadı. Kendilerine gelmelerini, "nasılsa yeneriz biz bunları" gibi rakibi küçümseme hissinden biraz daha uzaklaştırdı takımı. Soğuk bir duş etkisi yarattı ki tam bu arada Alex'in pasında Emre'nin mükemmel golü geldi. Bu golden sonra artık toparlanırlar, kendilerine gelmişlerdir derken takım içindeki rehavet hala çok net gözüküyordu. Yapılan pas hataları ve Bucaspor'un rahatça pas yapmasına bir çözüm bulunamayışı 2. golün gelmesine de zemin hazırlıyordu. Bucaspor'de Fenerbahçe'nin bu isteğini kırmayarak 2. golü bularak bir kez daha öne geçmeyi başararak ilk yarı sonucunu tayin ediyordu.

2.yarı öncesi "2-1'den neden maç dönmesin"i düşünmeye başlamıştı Fenerbahçe taraftarı. Ancak bu devre de ilk yarının son yarım saatlik dönemi gibi aynen devam ediyordu. 11'de bir değişiklik olmadığı gibi oyun yapısı da kaldığı yerden devam ediyordu. Yapılan top kayıpları fazlasıyla can sıkmaya devam ediyordu ki Gökhan Gönül'ün yaptığı pas hatasında Bucaspor farkı 2'ye çıkarttığı gibi Fenerbahçe'nin şampiyonluk umudunu da düşüncelerden siliyordu neredeyse. Ancak bu golden 5 dakika sonra Gökhan'ın katkısıyla tam zamanında kazanılan penaltıyla Alex farkı 1'e indirerek umutları tekrar yeşertiyordu. Kaptan bu golden 3 dakika sonra tekrar ortaya çıkarak beraberliği yakalayarak İzmir tribünlerini sevinçten coşkuya boğuyordu.

Maçın 62. dakikasında beraberlik gelince Fenerbaçe taraftarı artık galibiyetten çok emindi. Stoch'un oyuna girdikten sonraki rakip yarı alanda bariz üstünlüğü sağlayan Fenerbahçe'de, Aykut Kocaman'dan çok riskli bir hamle daha geliyordu. Beraberliğin ardından Guiza'yı da oyuna alarak tüm kozlarını oynamış oluyordu Aykut Hoca. Maç öncesinde kulübeye bakınca "Guiza'ya muhtaç kalmayalım" demeyen Fenerbahçelinin hayal gücüne hayran kalırım. Ancak oyuna girdikten sonra Semih'in Alexvari pasında tek vuruşla topu ağlarla buluşturan Guiza şampiyonluğun kapılarını tekrar açıyordu Fenerbahçe için.

Bu golün ardından hemen akıllara 2007 yılında Deivid'in Trabzonspor'a karşı attığı golün gelmesi sadece hafızayı biraz yoklamayı gerektiriyordu. Yine İzmir Atatürk Stadı'nda 2-2 beraberliği sağlayarak o gün şampiyonluğu ilan ettiren golü buluyordu Deivid de Souza. Kim bilir Guiza'nın golünün de bu denli önemli olmadığını.

71. dakikada Guiza'nın attığı bu golden sonra maç skorbordu kolaçan etmekle geçiyordu benim için. Tam 3-1'den 4-3'e getirmişken skoru yenecek bir golü daha çıkarmak neredeyse imkansız olurdu. 1 gol daha bularak biz de artık rahatça bir maç izlemek istiyorduk. Ama yine bu isteğimiz yerinde gelmedi desek yeridir. Andre Santos'un golüyle sadece 2 dakika yaşadık rahatça maç izleme duygusunu.



5-3'le gelen Bucaspor galibiyeti büyük bir ders olmuştur umarım Fenerbahçe açısından. Yaşanan rehavetin nelere sonuç olabileceği açıkça ortaya çıkmış oldu. Artık tüm ciddiyetle çıkılarak kazanılacak 4 maç kaldı sadece şampiyonluk kupasını kaldırmaya.