3 Mayıs 2010 Pazartesi

Lazio'yu Sevememek İçin Nedenler...

Bugün oynanan Inter maçıyla birlikte neden bu takımı sevmediğimi bir kez daha anladım.
Hangi takımın taraftarı gol yedikçe gol diye sevinebilir ki?Hangi taraftarın hoşuna gider takımının gol yemesi?
İşte bu kafatasçıların hoşuna gidiyo,zevke geliyorlar,tatmin oluyorlar kendi takımları gol yedikçe.Tabi bunda Totti'nin kışkırtıcı hareketlerinin de etkisi olabilir ama bir takım neden bunun öcünü kendi takımına ihanet ederek alır ki?Hangi takım rakipleri şampiyon olmasın diye takımının yediği gole gol atan takımdan fazala sevinebilir?
Tamam dedim ya başlıkta Lazio'yu sevememek için nedenler diye.Herhalde sadece bir maçta oluşmuş öfke değil bu.Gelelim bunun öncesine...

*Bi kere kafadan siyasi görüşleri itiyo beni.Mussolini kökenli aşırı faşist,sağcı pisliklerden oluşuyor.

*Paolo di canio gibi pis, faşist bir futbolcuya sahip olmuş bir takım olması.(hitlerin arkasından gittiğini açıklayan ve bir maçta hitler selamıyla taraftarı selamlayan piçin teki)

*Senelerdir ırkçılığın en üst seviyesinde bulunuyorlar.Bırak zenci futbolcuyu çikolata tenli adam bile oynayamazdı eskiden(tüh be lazio'da oynayamıcam:(()

*Şampiyonluk kazandıkları sene bile federasyon binasına saldıran takım.

*Livorno ve Roma'nın(severim kerataları) baş düşmanları olması.

*Şikeyle yakın dost olduğundan.
gibi daha da çoğaltabileceğim birçok nedenden dolayı nefret ediyorum bu takımdan...

***Buraya o pisliklerin fotoğrafınını koymaya elim gitmedi.Onun yerine beni en çok sevindiren maçlardan birini hatırlatayım dedim

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Şampiyonluk Kokuyor...

Ligde son 3 haftaya girerken,maç öncesinde herkes gibi bende kötü oynayalım ama yine de 3 puanı alalım modunda gittim maça.Ne olursa bugün 3 puanı alacaktık,almalıydık...
Maç başladığında bu haftada,bu stresle hiç beklemediğim bir futbol ortaya koydu Fenerbahçe.Sürekli pas yapan,topu beklemeyen topu rakipten çok isteyerek sürekli topa koşan,isteyen,ısıran, mücadele eden, rüzgar gibi esen bir takım vardı bugün sahada.



Maçın ilk düdüğünden itibaren fırtına gibi başladık maça.İlk 45 dakika oynadığımız muhteşem ötesi futbol dev! kaleci Ivesa'nın da kafasını döndürmüş olsa gerek ki yediği 2 golde de hatalıydı.(Şimdi bu gollerden sonra bazı koca kafalar başlar vıdı vıdı yapmaya yok şikeydi,yok Aziz Yılsırım şöyleydi blablabla... )Ancak o golleri yemese bile ilerde çok kalabalık bulunan, sürekli pas yapan ve Alex,Özer gibi sihirli ayaklara sahip olduğumuz için o golü her türlü bulacaktık.Nitekim 2-0 dan sonra geçmiş maçlardaki gibi rehavete kapılan,rahatlayan bir F.Bahçe yoktu sahada.Mağlupmuş gibi sürekli kontrollü bir şekilde atak ve pas yapmaya devam eden bir takım vardı sahada.Ancak lig başladığından beri devam eden bir şekilde bu maçta da cömertçe bol bol gol kaçırmaya devam ediyorduk derken fırtına gibi oynadığımız ilk yarı sonlanıyordu.

İlk yarı oynanan hızlı futbola ikinci yarı başladığında ara verdi F.Bahçe.Artık çarşamba günkü finali de düşünen takım artık rölantiye alarak aktif dinlenme yaptı.Bu dakikadan sonra takımı arkadan iten muhteşem bir güç vardı:12.adam...Bu maçta da görevini tam anlamıyla yerine getirerek 2. yarının yıldızı olmay başardı.



Artık bir zorlu rakibi de geride bıraktık.Şampiyonluk kokusu bu maçla beraber daha da keskin gelmeye başladı.Bu maçta;
*bize yıllar sonra frikik golü hediye eden Kralex,
*koştuğu kadar zekasını ve klasını da konuşturan Özer,
*yaptığı müthiş mücadele,hırs ve çalışkanlıkla ile Emre ve Topuz,
*basit futbolla boyunun ölçüsünü bildiği kadar çok kritik pozisyonlarda ortaya çıkan Selçuk bugün galibiyette göze batanlar başlıca futbolculardı.Onlara ve bugün hatasız oynayan tüm takıma bir teşekkür borçluyuz herhalde.